Amaç: Tüm dünyada en progresif ve agresif kanser türlerinden biri olan hepatoselüler karsinom patogenezinde
matriks metalloproteinazlar (MMP) güçlü prognostik indikatörler olarak gösterilmektedir. Ancak, MMPler ile
kanıtlanan patogenetik bağlantı son derece sınırlıdır. Kanser metastazında invazyon ile ilişkisi dolayısıyla, matriks
metalloproteinaz genleri, hepatoselüler karsinoma yatkınlıkta aday genler olarak düşünülmektedir.
Bu çalışmada, MMP2 -735 C/T ve MMP1 -1607 1G/2G genlerinin polimorfizmlerinin hastaların klinikopatolojik
değişkenleriyle korelasyonunun araştırılması ve bu klinikopatolojik değişkenlerin hastalık seyrine olan etkisinin
değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Hastalar ve Yöntem: Çalışmaya, Ege Üniversitesi Organ Nakli Merkezi'nde karaciğer sirozu zemininde gelişmiş
hepatoselüler karsinom tanısı ile karaciğer nakli uygulanmış 73 hasta katılmıştır. DNA ekstraksiyonunu takiben
polimeraz zincir reaksiyonu-restriksiyon fragment uzunluk polimorfizmi (PCR-RFLP) moleküler genetik
analizleri gerçekleştirilmiştir. Olgu-kontrol; genotip-fenotip bağlantı analizleri ile MMP2 -735 C/T ve MMP1
-1607 1G/2G polimorfizmleri hasta ve sağlıklı gruplar arasında risk faktörü olabilirliği açısından incelenmiştir.
Bulgular: MMP2 -735 C/T ve MMP1 -1607 1G/2G polimorfizmleri Hardy-Weinberg dengesinde bulunmuştur
(p>0,05). Olgu-kontrol analizinde genotip dağılımı ve allel frekansları hasta ve sağlıklı gruplar arasında anlamlı
fark göstermemiştir (p>0,05). Genotip - fenotip korelasyon analizinde MMP1 -1607 1G/2G polimorfizmi
hasta grubunda 2G/2G genotipi, portal ven invazyonu ile ilişki göstermiştir (p<0,02). Çalışmanın nakil sonrası
sonuçlarında, hastalardaki 4 yıllık sağ kalım hızı %77,3 ve nakil sonrası rekürrenssiz sağ kalım hızı da %96,2
olarak bulunmuştur.
Sonuç: MMP2 -735 C/T ve MMP1 -1607 1G/2G polimorfizmleri ile Türk hepatoselüler karsinom prognozu ve
nakil sonrası metastaz ve invazyonu arasında risk prediktörleri olarak bir bağlantı gözlenmemiştir.